Süper Lig’in resmi istatistiğine göre Galatasaray 24, Fenerbahçe 19, Beşiktaş 16 şampiyonluk kazandı. 1959 öncesi kupalar federasyon tarafından sayılmadığı için büyük üçlünün gerçek rekabeti bu sayılar üzerinden dönüyor.
Galatasaray’ın 24’ü, Fenerbahçe’nin 19’u, Beşiktaş’ın 16’sı: Bu sayılar neden her gece yeni bir tartışma doğuruyor?
2023 yazı, İstanbul’un en sıcak gecelerinden birinde Galatasaray taraftarı 24. şampiyonluğunu kutluyordu. Ali Sami Yen’de son düdük çalınca yüzbinler İstiklal Caddesi’ne aktı. O sokaklarda “Şampiyonluk geldi, geliyor” nidaları yankılanırken, sosyal medyada en çok paylaşılan fotoğraf 1905’te kurulan kulübün kurucularının heykelinin önüne bırakılan 24 numaralı formaydı. O kare, sadece bir sezonun değil, 119 yıllık bir hikâyenin özeti gibiydi. Çünkü Süper Lig’de kazanılan her şampiyonluk, yalnızca sezon sonunda kaldırılan kupa değil, geçmişin hesaplaşması, geleceğin de provası oluyor.
Türkiye’de futbolun kurumsallaşmaya başladığı 1950’li yıllardan bu yana, şampiyonluk sayıları bir gizli pazarlık konusu gibi dillendirilir. Kimi taraftar “Biz 28’inci kez ipi göğüsledik” der, kimisi “O sayıda bizim 3’ümüz eksik” diye cevap verir. Bu polemikler, kupaların hangi kriterle sayılacağına göre değişir. Türkiye Futbol Federasyonu’nun resmi rakamlarına göre Süper Lig, 1959’da başlar. Ancak öncesinde oynanan ve “milli küme” adı verilen sezonlar da bazı kulüpler tarafından şampiyonlukla taçlandırılmıştır. İşte bu noktada, “kaç şampiyonluk” sorusu, “hangi şampiyonluk” sorusuna dönüşür. Bugün kulüp müzelerinde sergilenen kupalar, taraftarların balkonlarında asılı formalar, hatta çay ocaklarındaki eski gazete kupürleri bile bu tarihi tartışmanın parçasıdır.
Bu yazıda, Süper Lig’in resmi sıralamasını temel alarak büyük üçlünün kazandığı kupaları, rekabetteki kırılma noktalarını ve son yıllarda değişen dengeleri masaya yatırıyoruz. Tabii ki, her sayının arkasındaki golü atan oyuncudan, o golü seyreden seyirciye kadar uzanan insan hikâyelerini de unutmadan.
1959 öncesi kupalar neden hâlâ “resmî” değil?
1959’da İstanbul’da toplanan 16 takım, o güne kadar bölgesel liglerde mücadele etmişti. Milli Eğitim Bakanlığı’nın açtığı turnuvayı kazananlar, “Türkiye şampiyonu” unvanını alıyordu. Ancak Süper Lig’in kurulmasıyla birlikte, şampiyonluklar artık merkezi bir ligde kazanılacaktı. Bu geçiş, bugün bile taraftar barlarındaki “eski kupalar sayılır mı?” tartışmalarının fitilini ateşliyor. Federasyon, 1959 öncesini resmi istatistiğe dahil etmiyor. Fakat Fenerbahçe, 1911-12, 1913-14 ve 1914-15 sezonlarında kazandığı üç kupayı müzesinde şampiyonluk bölümünde sergiliyor. Beşiktaş, 1934 ve 1941’deki “milli küme” zaferlerini aynı şekilde kutluyor. Galatasaray ise 1925 ve 1926’daki Türkiye İdman Birliği turnuvalarını “ilkler” köşesinde anıyor. Taraftarın dilinde bu kupalar “eski dostlar” olarak anılır. Kimi zaman bir kahvehane sohbetinde, “Bizim 24’e ek olarak 3’ümüz daha var” cümlesi havada uçuşur. Rakip taraftar da “Onlar lig değil, turnuva” diye karşılık verir. Bu kısır döngü, 1959’un resmi başlangıç kabul edilmesine rağmen hiç bitmez.
- Süper Lig 1959’da kuruldu, önceki turnuvalar resmi sayılmıyor
- Galatasaray 24 şampiyonlukla zirvede
- Fenerbahçe 19 kupayla ikinci, Beşiktaş 16’yla üçüncü
- Fenerbahçe 1960-64 arasında dört üst üste şampiyonluk yaşadı
- Beşiktaş 1959’da ilk Süper Lig şampiyonu oldu
- Kulüpler 1959 öncesi kupaları müzelerinde şampiyonluk bölümünde sergiliyor
- Taraftar tartışmaları resmi olmayan kupaları da kapsayarak farklı toplamlar ortaya atıyor
İlk yıllar: Beşiktaş’ın 1959 zaferi ve Fenerbahçe’nin dörtlüsü
İlk Süper Lig sezonunu Beşiktaş kazandı. Siyah beyazlılar 28 maçta 45 puan topladı. O yıl takımın başında 29 yaşındaki genç teknik direktör Şeref Görkey vardı. Stadyum henüz açılmamıştı, maçlar İnönü’nün eski açık tribününde oynanıyordu. Taraftar sayısı bugünkü kadar değildi ama 1959’un son haftasında yine de Dolmabahçe önünde uzun kuyruklar oluştu. Ardından 1960’lı yılların büyük bölümü Fenerbahçe’nin egemonyasına sahne oldu. Sarı lacivertliler, 1960, 1961, 1962 ve 1964’te üst üste şampiyon olarak Cumhuriyet tarihindeki ilk “dörtlü”yü yaptı. O yıllarda Kadıköy’deki maçlarda atılan goller, Anadolu Ajansı tarafından dakika dakika tüm ülkeye telgrafla duyuruluyordu. 1962’de şampiyonluk kesinleşince, Kadıköy iskelesinden vapurlar korna çalarak kıyıya yanaştı. Şehirde o gece sokak lambaları söndürülmedi, çünkü kalabalık dakikalarca her lambanın etrafında horon tepti.

1970’ler: Galatasaray’ın kırmızı bantlı defansı yırtıp geçtiği yıllar
1970’li yılların ortasına gelindiğinde Galatasaray, kapanan kırmızı bantlı defans anlayışını terk edip Metin Oktay’ın ardından yetişen gençlerle bir çıkış yakaladı. 1971-72 sezonunda Gökmen Özdenak’ın 23 golüyle gelen şampiyonluk, sarı kırmızılıların 6 yıl aradan sonra kazandığı ilk ipdi. Bu başarı, aynı zamanda Ali Sami Yen Stadı’ndaki seyirci rekorunun kırılmasına da neden oldu. 19 Eylül 1972’deki Galatasaray-Fenerbahçe derbisini 35 bin kişi izledi, o gün stadyumun kapasitesi 29 bindi. Maçtan sonra çıkan olaylar, dönemin gazetelerine “Sahada değil, sokakta kazanıldı” manşetini attırdı. O yıllarda şampiyonluk kupası, İstanbul Emniyeti’ne götürülürken jandarma eşliğindeydi. Çünkü kupa, sokaklarda gece yarısına kadar dolaştırılmak isteniyordu.
1980’ler: Beşiktaş’ın averajla gelen zaferi ve unutulmaz “bir golün hikâyesi”
1980’lerin başına doğru Beşiktaş, bir kez daha atağa kalktı. Siyah beyazlılar, 1981-82 sezonunda 17 takımın mücadele ettiği ligde averajla şampiyon oldu. O sezon, Beşiktaş ile Galatasaray’ın puanı eşitti, gol averajında Beşiktaş 1 gol öndeydi. Bu durum, bugün bile Dolmabahçe’de anlatılan “bir golün hikâyesi” olarak kulüp tarihine geçti. Maç bitiminde futbolcular, sahadan çıkmadı önce. Çünkü Ankara’da oynanan Galatasaray maçının skoru bekleniyordu. Radyodan gelen son dakika haberi, Beşiktaş’ın lehineydi. Taraftarlar, futbolcuları omuzlara alıp İstanbul’a dönerken yol boyunca durmadan marş söyledi. O gün, şehirdeki taksi şoförleri bile ücret almadı. Çünkü “bir gol” yüzünden kazanılan şampiyonluk, İstanbul trafiğini bile durdurmuştu.

1990’lar: Yabancı yıldızların ışıltısı ve Hagi faktörü
1990’lı yıllar, üç büyüklerin de yabancı oyuncu transferindeki rekabetinin kızıştığı dönemdi. Fenerbahçe 1995-96’da Aykut Kocaman’ın 38 golüyle şampiyon olurken, Galatasaray 1996-97’de Hagi liderliğinde Avrupa’da ses getirdi ve üst üste 4. şampiyonluğunu kazandı. O sezon, Türk televizyonlarında ilk kez bir futbolcu (Hagi) için “büyücü” kelimesi kullanıldı. Beşiktaş ise 1991-92’de Feyyaz Uçar’ın 28 golüyle ipi göğüsledi. O yıllarda statlarda “yabancı” diye anılan futbolcular, artık mahalle bakkalında çay içiyordu. Taraftar, Rumen oyuncunun ismini İstanbul sokaklarında bağırarak yürüdü. Çünkü Hagi, sadece Galatasaray’a değil, tüm Türkiye’ye “Avrupa’da da olunur” duygusunu aşılamıştı.
Her yeni şampiyonluk geçmişin hesaplaşmasıdır
1959 öncesi kupalar taraftarın dilinde eski dostlar olarak yaşar
Kupa jandarma eşliğinde gezdirilir çünkü şehir geceye açlıktır
Sokak lambaları söndürülmez, çünkü kalabalık karanlıkta horon tepmeye devam eder
2000’ler: Galatasaray’ın Avrupa zaferi ve Türkiye’deki rekorlar
2000’li yıllar, Galatasaray’ın hem Türkiye’de hem Avrupa’da parladığı yıllar oldu. Fatih Terim’in ikinci döneminde sarı kırmızılılar, 2000’de kupa kaldırdıktan sonra 2002’de de şampiyonluğa ulaştı. O yılki rekor, 24 galibiyet ve 85 gol oldu. Avrupa’da UEFA Kupası ve Süper Kupa’yı kaldıran takım, Türkiye’ye döndüğünde 2002 sezonunu da fırtına gibi geçti. Fenerbahçe ise 2003-04’te Pierre van Hooijdonk’un frikikleriyle, 2006-07’de ise Roberto Carlos’un orta sahaya kattığı güçle şampiyonluklar yaşadı. Beşiktaş, 2002-03’te Sergen Yalçın’ın “sihirli” ayaklarıyla 8 yıl aradan sonra kupayı kaldırdı. O yıllarda statlarda “yabancı sayısı” gündemin en sıcak konusuydu. Çünkü her kulüp, Avrupa’da başarı için yıldız transfer ederken, Türkiye’deki rekabet de giderek kızışıyordu.
2010’lar: Ersun Yanal’ın çift forveti, Şenol Güneş’in 91 puanlık devi
2010’lu yıllarda Fenerbahçe, Ersun Yanal’ın çift forvet sisteminde oynattığı takımla 2013-14’te 22 galibiyetle ipi göğüsledi. O sezon, Kadıköy’deki son maçta atılan golden sonra stadyumun çatısına çıkan taraftar, şampiyonluk fotoğrafını kendi telefonuyla çekip sosyal medyada “Çatıdan selam” notuyla paylaştı. Beşiktaş ise 2015-16’da Şenol Güneş yönetiminde 91 puan toplayarak kulüp tarihinin en yüksek puan rekorunu kırdı. O yıl Vodafone Park’ın açılışı yapıldı, siyah beyazlı taraftarlar yeni stadyumda “91 puan” diye tempo tuttu. Galatasaray, 2011-12’de Fatih Terim’in üçüncü döneminde 13. şampiyonluğunu kazandıktan sonra 2014-15’te de Hamza Hamzaoğlu yönetiminde kupayı kaldırdı. O sezon, sarı kırmızılılar Türkiye’yi Avrupa Ligi’nde temsil etti ve gruptan çıkarak ülke puanına büyük katkı sağladı.
FAQ
- 1959 öncesi kupalar neden resmî olarak sayılmıyor?
- Türkiye Futbol Federasyonu 1959’da merkezi lig sistemine geçtiği için önceki bölgesel veya turnuva niteliğindeki şampiyonlukları resmi Süper Lig istatistiğine dahil etmiyor.
- Galatasaray’ın en son şampiyonluğu ne zaman oldu?
- 2022-23 sezonunda ipi göğüsleyen Galatasaray, Süper Lig’deki 24. şampiyonluğunu bu zaferle kazandı.
- Fenerbahçe’nin üst üste dört şampiyonluğu hangi yıllara denk geliyor?
- 1960, 1961, 1962 ve 1964 sezonlarında şampiyon olarak sarı lacivertliler Türkiye’deki ilk “dörtlü”yü yaptı.
- Beşiktaş’ın ilk Süper Lig şampiyonluğu nasıl geldi?
- 1959’da 28 maçta topladığı 45 puanla siyah beyazlılar tarihteki ilk Süper Lig kupasını kaldırdı.
- Taraftarlar niçin farklı şampiyonluk sayılarından bahsediyor?
- Kulüpler 1959 öncesindeki Türkiye Şampiyonası ve Milli Küme gibi turnuvaları da şampiyonluk sayarak farklı toplamlar ortaya atıyor.
2020’ler: Galatasaray’ın üst üste ikincisi ve 24’ün hikâyesi
2020’li yılların başında Galatasaray, Fatih Terim’in üçüncü döneminde 2019-20 ve 2020-21’de üst üste şampiyonluklar yaşadı. Böylece sarı kırmızılılar, 24’üncü kupasını müzeye götürdü. 2023’te ise bu sayı 24’e ulaştı. Her sezon sonunda kupayı kaldıran takım, bir sonraki yılın planını yaparken taraftar da yeni sayıların hesabını yapıyor. Fenerbahçe, 2022-23’te 25. şampiyonluk için büyük uğraş verdi ama son haftalarda averaj farkıyla yetindi. Beşiktaş, 2020-21’de Sergen Yalçın’la çıkış yakalasa da sonraki sezon düşüş yaşadı. Çünkü üç büyüklerde her şampiyonluk, bir sonraki sezonun stresini de beraberinde getiriyor. Taraftar, “24 mü, 28 mi?” diye tartışırken aslında konuşulan sadece sayılar değil, her birinin arkasındaki anı: bir baba-oğulun stadyumda izlediği ilk maç, bir dededen kalma es forma, bir kızın elindeki pankart. O sayılar, aslında İstanbul’un kendisi.
- Resmi Süper Lig şampiyonlukları: Galatasaray 24, Fenerbahçe 19, Beşiktaş 16
- Federasyon 1959 öncesi kupaları resmi istatistiğe almıyor
- Fenerbahçe 1960’larda dört yılda dört kupa kaldırarak rekor kırdı
- Galatasaray 2023’te 24. şampiyonluğunu kutlayarak liderliği korudu
- Her yeni kupa geçmişin hesaplaşması ve geleceğin provası olarak görülüyor

